Stanley Cavell, Hollywood’da Bir Filozof

The Lady Eve (Preston Sturges,1941)
The Lady Eve (Preston Sturges,1941)

Stanley Cavell, genelde sinemanın bir sanat olarak “doğası” üzerinde düşünen, özelde de Hollywood klasik sineması üzerinde sistemli ve araştırmacı bir şekilde çalışan az sayıdaki çağdaş filozoflardan birisidir.

Stanley Cavell, sinema ile ilgili bu özgün çalışmaları içerisindeki referans eserlerinden birisi olan Pursuits of Happiness, The Hollywood Comedy of Remarriage (Harvard University Press, 1981) adlı kitabında, piyasada dolaşımda olan temelsiz kanıların tersine, iki ana hipotez öne sürer.(1) Bu hipotezlerinin sağlamasını da, 1934 ile 1949 arası gerçekleştirilen ve hepsi birer başyapıt olan yedi komedi filmini tek tek inceleyerek yapmaya çalışır.

Platon’dan Descartes’a, Hegel’den Sartre’a, Spinoza’dan Deleuze’e her yaratıcı fikir eyleminin temelinde, öncelikle temelsiz kanıları (doxa) durduran, tekrarcı bir tembelliğin ve kestirme sonuçların konforundan kendini kurtararak özgürleşen düşüncenin radikal bir “yadsıma” jesti vardır. Temellendirilmemiş, düşünülmemiş her türlü kanıya (doxa) “hayır” demek, düşüncenin hakikati araştırma ve yapılandırma çalışmasının öncül eylemidir.

   

1. Hipotez

Stanley Cavell, kitabının birinci hipotezini, öncelikle bu radikal düşünce jestiyle temelsiz kanılara “hayır” diyerek formüle eder.

Genel bir kanı olarak, sanıldığı gibi, Hollywood sinemasının altın çağı olan 1930’lu ve 1940’lı yıllarda yapılan komedi filmlerinin başarı nedeni, 1929 ekonomik krizinin derinleşerek artan yıkıcı etkilerini unutturmanın, yani “acı-gerçekliğin” yıkımından kaçmanın tatlı bir sinemasal illüzyonu olarak yapılmasında değildir.

Komedi türünün öncelikle kendi içkin özellikleri gereği, yapılandırması gerekli olan bir türsel sistemi vardır. Bir komedi filminde ele alınan konular duygusal baht değişimleri, aşk karşılaşmaları, kadın ve erkek pozisyonlarının farklığında yaşamda çift olmanın deneyimleri, kadın ve erkek cinselliğinin farklılıklarındaki arzuların ve duyguların üzerine sorgulamada bulunabilmeleri için uygun koşullar gereklidir.

Yani…

Karakterlerin; filmlerin kurgusal evreninde “sohbet”  (conversation) edebilecek boş zamana, güvenli-uygun mekânlara, rahat yaşam koşullarına ve hüzünlü olmayan neşeli bir film atmosferine ihtiyaçları vardır.

Ancak böylesi bir dramatik (eylemsel) ve sinemasal (kurmaca) koşullarda, bir komedi filmi, kendi türünün temel konularına, kendi özgünlüğüyle odaklanıp, kendi sine-fikirlerini derinleştirebilir.

Tam tersine…

Dramatik yapı ve filmin kurgusal evreninin atmosferi olarak, ekonomik kriz ve yaşamın acılı gerçekleriyle dokunaklı bir atmosferde, melodram türünde filmler yapılır.

Komedi filmleri yapılamaz.

(Ya da günümüzde olduğu gibi ancak türler karıştırılarak yapılabilir.)

Bu nedenle…

Yüzeysel ve kestirme bir sosyolojik çıkarımsamayla komedi filmlerinin ekonomik krizlerden ve yaşamın acılarından kaçarak hülyalara dalmak olduğu sonucuna varmak, yeterince düşünülmemiş bir savlamadır.

Tersine…

Öncelikle komedi türünün sinematografik özellikleriyle, komedi türüne uygun belli senaryo konularını işleyebilmek için, karakterlerin yaşamı iki farklı cins olarak duygusal dönüşümler içinde deneyimleyebileceği, özellikle de bu yaşadıkları kendi deneyimleri üzerine düşünüp, fikir alışverişinde bulunabilecekleri uygun dramatik durumlar ve uygun film atmosferleri yaratmak gerekliliğidir.

Bu da, Aristofanes’ten Molliere’e, Shakespeare’e, Chaplin’e Jerry Lewis’e kurgulama sanatıyla olmaktadır. Aristoteles’in Poetika’da altını çizdiği gibi, kurmaca sanatlar ile yaşamın gerçekliği üzerine düşünülür; gerçekliğin olgusal-sosyolojik varlığı edilgen bir biçimde ayna gibi yansıtılmaz. Gerçekliği bir ayna gibi, olduğu gibi yansıttığını iddia eden medya ve televizyondur. Oysa özünde medya ve televizyon da, “gerçekliği” belli bir biçim ve fikir ile kurgulayıp sunmaktadır.

 

2. Hipotez

Stanley Cavell’in kitabında formüle ettiği ve film analizleriyle temellendirdiği ikinci hipotezi ise, bu dönemdeki Amerikan komedi filmlerinin, dramaturjik yapı ve fikirsel yaratıcılık olarak doğrudan Shakespeare komedilerinin mirasını devralarak doğmuş olduğu fikridir.

Bu fikirden yola çıkarak…

Stanley Cavell,  It Happened One Night (1934), The Awful Truth (1937), Bringing Up Baby (1938), The Philadelphia Story (1940), His Girl Friday (1940), The Lady Eve (1941), Adam’s Rib (1949), adlı yedi filmi inceler ve Hollywood sinemasının “yeniden-evlilik” (remarriage) adlı bir komedi türü yarattığını savunur.

Stanley Cavell, kitabında, genel bir türler tarihi çalışması yapmaz elbet. Tersine, bir filozof olarak, özelde “yeniden-evlilik” türünün mantığını inceler; türün dramatik mekanizmasını ve estetik yapısını ortaya koyar. Bu yedi filmin “yeniden-evlilik” türünün paradigmasını, mimarisini oluşturduğunu temellendirir.

“Yeniden-evlilik” komedisinde, aynı çiftler, önce ayrılırlar, sonra yeniden evlenirler.

Ama…

Bu “yeniden-evlilik”, birinci evliliği tekrar etmek değildir. “Yeniden-evlilik”, bir öznel ihtilal ile yeni bir angajmana karar vermektir. “Yeniden-evlilik”, bir ölümün ve bir yeniden-doğuşun sine-fikridir. “Yeniden-evlilik”, birinci evliliğin yüzeyselliği ve gürültüsü içinde gerçekleşemeyen yeni bir karşılıklı etkileşim ile bir özne-oluşun dirilişidir. Yeniden-evlilik, ilk evliliğin krizini aşmanın fikridir. “Yeniden-evlilik”, birlikteliğin, bir çift-oluş’un ya da eş-oluş’un, iki kişilik mantığı ve çoklu doğası üzerine bir sorgulamadır. “Yeniden-evlilik”, birinci evlilikte sorgulanmayan çift olma arzusunun, kadın ve erkeğin cinsel pozisyonları tarafından karşılıklı sorgulanmasıdır. “Yeniden-evlilik”, kadın ve erkeğin kendi bireysel arzularının, aynı zamanda, yaşamda “iki-kişi olma” arzusu ve deneyimi karşısında sorgulanmasıdır. “Yeniden-evlilik”, aşk için gerekli olan, kadın erkek eşitliği üzerine bir düşüncedir. Yeniden-evlilik, ilk evliliğin kararttığı, boğduğu, üstünü örttüğü aşkın kendisidir.

Yani…

“Yeniden-evlilik”, aslında aşkın adıdır.

Bu nedenle…

“Yeniden-evlilik” komedisinin bu ihtilalci mantığı ve ruhu, “sohbet” (conversation) ve “kritik” (critic) eylemiyle özdeştir. Critikos, eski Yunanca’da, kriz anını aşmak için gerekli olan düşünme, karar verme ve seçim yapma eylemini ifade eder. Birinci evlilik ve ayrılık kriz anıdır; onu aşmak için gerekli olan kritik eylem, “yeniden-evlilik” düşüncesi ve kararıdır.

Bu nedenle…

“Yeniden-evlilik” komedisi,  aslında gerçek anlamda bir sohbet (conversation) eylemidir. Birinci evliliğin kararttığı her şey, karşılıklı bir fikir alışverişinin akışı içinde ele alınır, düşünülür, değerlendirilir. Bazen basit, bazen rafine konuşulur. Bazen havadan sudan söz edilir; bazen derin ve yoğun fikirlerle düşünülür. Yeniden-evlilik komedisindeki sohbet; tekil bir özne-oluşun kendisi üzerine ve aynı anda bir çift-olabilmenin diyalektiğinin yaşamdaki olasılıkları üzerine bir öznel ankettir.

Bu çerçevede…

“Yeniden-evlilik” komedisinin her filmi, aslında sohbetin ne olduğunun kendisi üzerine bir düşüncedir. Sinemanın, “yeniden-evlilik” komedisinin sunduğu bu günlük yaşam şiirini bize izah edebilmesi için, Emerson’un, Thoreau’nun sıradan, yakın, aşağı, basit olanda yüceliği ve derinliği gören vizyonuna sahip olmak yeterlidir.

İşte o zaman…

Gerçek anlamdaki bir sohbetin de, doğal olarak bir kritik’e uzandığını görebiliriz.

Yani…

Sohbetin bir özgürleşme modeli olduğu ilişkide, karşılıklı fikir alışverişiyle, yeni bir düşünce, yeni bir öznellik doğar ve çift-oluşta yeni bir olabilirlikler yelpazesi açılır.

Seçim yapılır, karar verilir ve angaje olunur.

Kriz aşılır…

Bu da demektir ki…

“Yeniden-evlilik” komedisi, her şeyden önce insanın kendisi üzerine kendisiyle sohbet edebilmesine ve kendi yaşam kritik’ini bir çift-oluş öznelliğiyle gerçekleştirebilmesine olanak sağlar.

Sonuçta…

Sinemanın Shakespeare’den miras aldığı “yeniden-evlilik” komedisi; mülkiyet, para, statü, meslek ve konfor üzerinde özde bir ticari anlaşma olarak gerçeşleştirilen tüm statükocu birlikteliklerin ve evliliklerin karşısında, dünyayı  sadece “iki-kişi-olma” öznelliği ile deneyimleme eşitliği ve özgürlüğü olarak aşkın ihtilalinin ve zaferinin sine-fikridir.

Her seyirciye demokratik ve evrensel bir şekilde seslenen…

Her insanın ortak duyarlılığı ve kapasitesi dahilinde olan…

Bir var-oluş ve yaşam angajmanı olarak.

Metin Gönen

07.02.2014

 

1) Stanley Cavell, Mutluluğun Peşinde, Hollywood’un Yeniden Evlilik Komedisi, Çeviri: Belma Baş, Berke Göl, Deniz Koç, Metis Yayınları, 2010, İstanbul.