Return to Dust, Topraktan Toprağa… 4

Çekim Hazırlıklarından Film İsmine…

Filmin Fransa’daki dağıtımcısı olan ARP Selection, basın dosyasında filmin çekim hazırlıklarına yer veriyor.[1] Filmin yönetmeni Li Ruijun, burada, filmde görülen çiftliği gerçekten film ekibi ve akrabalarının kolektif çalışmasıyla kurduklarını belirtiyor. Zaten filmin temel erkek karakteri Ma’yı canlandıran Wu Renlin, profesyonel bir aktör değil; yönetmenin amcası ve gerçek yaşamda da o bölgede yaşayan bir çiftçi. Filmde kısa peridolarda görünen birçok yardımcı oyuncu da yönetmenin akrabası. Filmde sadece Guiying’i oynayan Hai Qing, Çin’de popüler olan profesyonel bir aktris. Filmin yönetmeni Li Ruijun de, kırsal bölgede yaşayan bir çiftçi ailesinin çocuğu.

Li Ruijun, 1983 yılında Gunsu bölgesinin kırsalında, Gaotai’de doğuyor. Yönetmenin de çocukluğu filmin kahramanlarınınki gibi kırsal bölgede, toprağa adanmış bir yaşam içerisinde geçiyor.  Ancak Li Ruijun, Shanxi Üniversitesi Sinema, Radyo, Televizyon Bölümü’nde okuma şansına sahip oluyor. Okulu bitirdikten sonra filmlerinin mekânını bu doğup büyüdüğü yerler, hikâyelerinin konusunu da Modern Çin’deki değişimin kırsal bölgedeki etkileri oluşturuyor. Film ekibini yakın çevresinden, oyuncuları da genellikle akrabalarından seçiyor. Bu şekilde küçük bütçeli, ama sinema sanatı açısından bütçesiyle hiç de sınırlı olmayan filmler gerçekleştiriyor. Li Ruijun, zaten sınırlı bir bütçe nedeniyle Return to Dust filminin aynı zamanda yönetmeni, senaristi, sanat yönetmeni ve kurgucusu. Bugüne kadar, bu son filmi ile birlikte altı uzun metraj sinema projesini hayata geçirmiş bulunuyor.[2]

Return to Dust filmi, köy yaşamında günlük emek-yoğun işlerin yapılması ve bir çiftlik inşası üzerine kurulu bir olay örgüsüne sahip. Mevsimlerin döngüsüne indeksli bu çalışmaların ilerleyişinde, aynı zamanda iki kişilik ortak bir yaşamın kuruluş mücadelesi anlatılıyor. Bu bağlamda, film, farklı bir uygarlık fikrinin olasılıklarını da sorguluyor.  İşte bu sıradan görünen, aslında çok katmanlı hikâyeyi anlatmak için, Li Ruijun, filmde gösterilen her şeyi gerçekten yaptıklarını, çifliği de filmde görüldüğü gibi inşa ettiklerini söylüyor.

2020 yılının Mart ayından Ekim ayına kadar, toplamda 85 gün boyunca çekim yaptıklarını söylüyor. Bu sürede kuşların göçlerinden ekinlerin ekip-biçilmesine mevsimsel takvime tamamen uyduklarını belirtiyor. Kahramanlarımızın evlendikten sonra, tarım kooperatifinden kiralanan tarlayı ekip biçtikleri gibi, gerçekten o tarlayı ekip-biçtiklerini anlatıyor. Tarlayı aynı şekilde, eşeğin çektiği bir ilkel sabanla sürdüklerini, tohumları aynı şekilde itinayla ektiklerini, sulayıp, ekinleri gerçekten büyüttüklerini belirtiyor. Çekimlerin tamamlanabilmesi için, ekinleri ve hayvanları soğuktan, kardan, donmadan nasıl koruduklarını anlatıyor. Filmin çekimlerinin bir başka yıla kalmaması için, hikâyenin kahramanları gibi, havanın değişimine, mevsimlerin döngüsüne, zamanın akışına ve ekinlerin büyümesine ne denli bağımlı olduklarının altını çiziyor. Bir yıl boyunca, dört mevsim burada yaşayarak, filmde Ma ve Guiying’in yaptığı işleri gerçekten, çekim ekibi ve bu bölgede yaşayan akrabalarının yardımıyla bizzat yaptıklarını anlatıyor. Tabii ki, aynı şekilde, filmde önemli bir sembolik işlevi olan evi de, gerçekten topraktan inşa ettiklerini söylüyor. Toprağı, saman ve suyla karıştırarak elde ettikleri çamuru, tahtadan kalıplara dökerek kerpiçten briketler hazırladıklarını; bunları filmdeki gibi güneşte kuruttuklarını, yağmur ve fırtınadan özenle koruduklarını belirtiyor. Bu nedenle, zamanın, mevsimlerin değişiminin, kar, yağmur, rüzgâr ve fırtınanın hem film hikâyesinin atmosferi için, hem de filmin yapımını gerçekleştiren ekip açısından ne denli önemli olduğunu belirtiyor. Filmde görüldüğü gibi, güneşte kurutulan yüzlerce kerpicin, bir gecede yağmur ve fırtınada eriyip yeniden toprağa karışması gibi, bütün bu emeklerin boşa gitmemesi, her şeye yeniden başlamak zorunda kalmamak için, yani filmin çekim takvimine ve bütçesine göre tamamlanabilmesi için ne denli önemli olduğunun altını çiziyor. Tabii ki, filmi çekebilmek için, film ekibi, oyuncular ve yerel halk ile birlikte dayanışmayla gerçekleştirilen bütün bu ortak işlerin hikâyenin atmosferine katkı sağladığı açık. Bu kolektif dayanışma ruhunun, filmin hikâyesindeki iki kişilik ortak bir yaşamı birlikte kurma sürecine de uygun. Filmin kahramanların kendi iradeleriyle başlarını dik tutmaya; kendi emekleriyle kendi öz-saygılarını ve özgüvenlerini inşa etme mücadelesindeki coşkun duyguyu vermeye katkı sağladığı da açık…  Kısaca, filmi çekmek için oluşturulan kolektif ruhun, bu dokunaklı aşk hikâyesini şiirsel bir güzellikte anlatabilmeyi başarmaya katkısının büyük olduğu da aşikar… 

Basın dosyasına göre, filmin orijinal ismi Yin ru chen yan, “Kül ve Duman Ülkesinde Saklı Olan” anlamına geliyor.[3] Li Ruijun’un filmine neden böyle gizemli bir isim verdiğini filmi izledikten sonra anlıyoruz tabii ki. Modernleşme ve şehirlere göçe rağmen, doğada, kül ve dumanın içinde hala var olmaya inat eden doğal ve insani güzelliklere yakılan ağıtı ifade ediyor bu gizemli niteleme. Bu anlamda filmin orijinal ismi, hikâyenin felsefi derinliğine ve sinematografik yapının şiirsel güzelliğine en uygun olan bir isimlendirme oluyor.

Filmin uluslararası ismi olan Return to Dust ise, orijinaliyle aynı derdi ifade etmekle birlikte, daha çok filmde anlatılan güzelliklerin bir yok olup gidiş (toz oluş) sürecinin altını çizmekte. İncil’de Tanrı’nın Hz. Âdem’e insan hayatının anlamsızlığını, önemsizliğini ifade etmek için “Tozdan geldin toza döneceksin” diye seslenişindeki yitip gidişi ifade etiği gibi… Ancak filmde, Tanrı’nın Hz. Âdem’e seslenişinden farklı olarak toprağa toz olarak dönen yaşamların, sıradanlığı ve önemsizliği söz konusu değil. Tersine tüm insanlığın örnek alması gereken az bulunur güzellikte bir öneme sahip. Bu yüzden film, bu güzelliklerin bir toz olup, bir yok oluş olarak toprağa dönüşünü evrensel bir haksızlık olarak işlediğinden, seyircinin filmin sonunda hissettiği duygu, tam bir yunan tragedyası karşısındaymış gibi engellenemez bir hüzün oluyor.

Film, Fransa’da ise Le Retour des hirondelles (Kırlangıçların Dönüşü) adıyla 2023 yılının Şubat ayında gösterime çıktı. Bu adlandırma da, filmin temel karakteri Ma’nın doğayla olan yakın ilişkisini, hayvanlara karşı olan özenli yaklaşımının altıı çiziyor. Ma’nın eşi Guiying’e gösterdiği dikkat ve sevgisini yanı sıra, özellikle de kerpiçten evinin saçağına yuva yapan kırlangıçların yavrularını koruyan şefkatli tutumunu sembolik olarak öne çıkaran bir seçim. Bir anlamda XIX yy. Alman romantizminin doğanın saflığına dönüp, yok olmanın, tüm canlılarla birlikte evrenle bütünleşip, kozmik bir toz halin gelmenin melankolik tutkunluğunu ifade eden bir adlandırma bu.

Türkiye’de gösterime çıkmamakla birlikte, filme Mubi sayfasında, verilen Topraktan Toprağa ismi, sonsuz, kesintisiz bir yaşam döngüsüne işaret ederek, hikâyenin temel fikrini İngilizce ve Fransızca isminden çok daha geniş ve derinlikli bir biçimde ifade ediyor. Her ölümüm, her toprağa dönüşün, bir son, bir yok oluştan çok; aynı zamanda, yeni bir yaşamın başlangıcı olduğunu vurgulayan öncesiz ve sonsuz bir kozmik devinimin diyalektiğini vurguluyor. Sonuç olarak, bu dört farklı isimlendirmenin de filmin hikâyesi, atmosferi, duygu ve düşüncesinde şu veya bu şekilde karşılığı olduğu çok açık. Bu nedenle hiç biri rastgele seçilen isimler değil…

Metin Gönen


[1] https://www.arpselection.com/film/le-retour-des-hirondelles/

[2] 2017 Passage par le futur – Cannes Film Festivali  (Section Un Certain Regard)

  2015  River Road – Tokyo Film Festivali ve Berlin Film Festival (Section Generation)

  2012  Fly with the Crane – Venedik Film Festivali (Section Orizzonti)

  2010 The Old Donkey – Rotterdam Film Festivali (Section Bright Future)

  2007 The Summer Solstic

[3] https://www.arpselection.com/film/le-retour-des-hirondelles/